sb's profileHoş Geldiniz...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
November 17 büyük kedi...Büyük kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye yanaşıp sormuş; - Neden kuyruğunu kovalıyorsun ? Yavru kedicikte; - Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk ,mutluluğunda kuyruğum olduğunu ögrendim. Bu yüzden kuyruğumu yakalamaya çalışıyorum ,yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım...Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş; - Gençken bende mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. ama şunu farkettim; Ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, Ne zaman kendi işime bakıp onu kovalamazsamda hep peşimden geliyor.
bu öykü...Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğlunun öyküsüdür.
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası. Çocuk, bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazar. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlatır. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizer. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterir.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesidir.
İki gün sonra ödevi geri aldığında, kağıdın üzerine kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "sıfır" ve " dersten sonra beni gör" uyarısını görür."Neden sıfır aldIm ?" diye merakla sorar hocasına. " Bu ödev, senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal " der hocası. " Paran yok. Gezgin bir aileden geliyorsun. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlik hayvanlar da almalısın. Bunu başarman imkansız" der ve ekler : " Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."
Çocuk evine döner. Uzun uzun düşünür. Babasına danışır. "Bak oğlum," der babası, "bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu, senin için oldukça önemli bir seçim."
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değisiklik yapmadan geri götürür hocasına. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin ...Ben de hayallerimi."
O orta iki öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev ise şöminenin üzerinde asılı... Kimsenin, hayallerinizi çalmasına izin vermeyin. Ne durumda olursanız olun ; KALBİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN !..
adamın biri bir gece bir rüya görmüş...Adamın biri bir gece bir rüya görmüş. Upuzun bir kumsal boyunca yanında tanrı ile yürüyormuş. Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de bir film şeridi gibi adamın hayatından sahneler geçiyormuş. Kumsal adamın hayat yolu imiş sanki... Adam kumda iki çift ayak izi kaldığında dikkat etmiş... Bir çifti kendisinin bir çifti tanrının. Hayatının son sahnesinde, gökyüzünden geçtikten sonra adam, kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve birden bir şey dikkatini çekmiş. Hayat yolunun pek çok bölümünde kumda sadece bir çift ayak izi görülüyormuş ve adam dehşet içinde fark etmiş ki, ayak izleri teke hayatının en acı, en kötü anlarında iniyor. Bu fark ediş onu fena halde rahatsız etmiş ve Tanrı’ya sormaya karar vermiş: “ Tanrım, eğer sana inanırsam , senin yolundan gidersem her zaman yanımda olacağını, her zaman yanı-başımda yürüyeceğini söylemiştin... Oysa hayat yoluma bakıyorum, en zorlu en kötü, en acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda... Anlayamıyorum Tanrım, anlayamıyorum... Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da, sana en muhtaç olduğum anlarda beni niye terk ediyorsun ?” Tanrı gülümseyerek cevap vermiş: “Sevgili, çok sevgili evladım... Ben seni çok sevdim ve hiç terk etmedim. Hayat yolundaki o zorlu sınav günlerinde yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün. Dikkat et! Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor.. Çünkü o sıralar ben, seni kucağımda taşıyordum..."
adamın biriAdamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa: - Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler. Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: - Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde. Adam, çocuğun da yabancı olmasIna rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez. Çocuk: - Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten. - İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm? - Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini farkettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken: - Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi? Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken: - Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.
ADAMADAMIN BİRİSİ YOLDA GİDERKEN ARABASININ TEKERİ FIRLAMIŞ ZAR ZOR ADAMCAĞIZ ARABAYI KAZA YAPMADAN DURDURABILMİŞ AMA BiJONLARI KAYBOLDUĞU İÇİN YEDEK TEKERİ TAKAMIYORMUŞ , ÇEKİCİ DESEN HİÇ BİR YERDE ÇEKİCİ YOKMUŞ . OTURUP KARA KARA DÜŞÜNMEYE BASLAMIŞKEN BULUNDUĞU YERDE SAĞ TARAFTAN DUVARIN ARKASINDAN BİRİSİ BAĞIRMIŞ: " KARDEŞİM MADEM KALDIN BURADA DİĞER TEKERLERDEN BİRER TANE BİJON SÖKÜP TEKERİNİ TAKSANA" BU FİKİR ADAMIN YÜZÜNDE BIR ANDA ÇİÇEKLER AÇMASINI SAĞLAMIŞ FiKiRi VEREN ADAMA ÇOK TEŞEKKÜR ETTİKTEN SONRA YOLA KOYULMUŞ AMA DAHA 200 METRE GİTMEDEN ADAMIN İÇİNDE BULUNDUĞU YERİN TIMARHANE OLDUĞUNU BELİRTEN BIR YAZI, DAYANAMAMIŞ GERİ DÖNMÜŞ -GENE MERHABA ÇOK MERAK ETTİM ACABA SİZ BURADA DOKTORMUSUNUZ? -HAYIR -PEKİ HASYABAKICI MISINIZ? -HAYIR. DEMİŞ VE BIRAZ SİNİRLİ BIR ŞEKİLDE SON LAFINI SÖYLEYİP SIRTINI DÖNÜP GİTMİŞ -KARDEŞİM BEN BURADA DELİ OLDUĞUM İÇİN YATIYORUM SALAK OLDUĞUM İÇİN DEĞİL Bayan ThompsonBu, çok yıllar önce bir ilkokul öğretmenin başından geçen bir hikayedir. Adı Bayan Thompson'du. Ve 5. sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün sırasına adeta çökmüs gibi oturan küçük bir öğrenci dikkatini çekti. Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, Bayan Thompson Teddy'yi gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken bir halde olduğunu görmüştü. Ve, Teddy her zaman çok mutsuz görnüyordu. Çalıştığı okulda Bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti. Ve Teddy'nin bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı. Çünkü birinci sınıf öğretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır. Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu... ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı. İkinci sınıf öğretmeni: "Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor.." diyordu. Üçüncü sınıf öğretmeni: "Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek." diye yazmıştı. Dördüncü sınıf öğretmenine gelince: "Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor. Hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti. Şimdi Bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Ve öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış, süslü kurdelelerle paketlenmiş Noel hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin öğretmene armağanı kaba bir kesekağıdına beceriksizce sarılmıştı, diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi. Bazıları paketten çıkan bazı taşları düşmüş ve sahte taşlardan yapılmış bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar. Fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı. O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi. Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik öğretmekten vazgeçerek onları eğitmeye başladı. Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek, Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu. Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına karşın Teddy onun en sevdiği öğrenci olmuştu. Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy'dendi. Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti. O notta, liseyi bitirdiğini ve sınıfindaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve Bayan Thompson'un hala en hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup daha aldı Teddy'den. O arada zamanın onun için zor olduğunu çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarf etmesi gerektiğini yazıyordu. Ve Bayan Thompson hala onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi. Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi. Ve çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve hala Bayan Thompson onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi. Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu. Theodore F.Stoddard Tıp Doktoru. Bu hikaye burada bitmedi. Sonra ilkbaharda bir mektup daha aldı. Bayan Thompson. Teddy hayatının kadınıyla tanıştığını ve evleneceğini yazmıştı. Ve babasının birkaç yıl önce öldüğünü ve Bayan Thompson 'un düğünde, damadın anne ve babası için ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi. Ve tahmin edin ne oldu? O törene giderken birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı. Ve tabii ki Noel'de Teddy'nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu söylediği parfümü de sürmeyi ihmal etmedi. Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy onun kulağına "Bana inandığınız için çok teşekkürler, Bayan Thompson. Beni önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni böyle değiştirdiğiniz için.."diye fısıldadı. Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi: "Ben sana teşekkür ederim Teddy" dedi. "Sen yanılıyorsun. Sana ben değil, sen bana öğrettin. Seninle karşılaşıncaya kadar ben öğretmenliği bilmiyormuşum.!"
|
|
|